Cübbeli Ahmet Hoca'nın bugünlerde başı dertte. İddialara göre yurtdışından getirilen kadınlarla para karşılığı kısa süreli nikah kıyıyor ve birlikte oluyordu. Daha sonra yine iddialara göre şoförü (ya da koruması bilemiyorum) hocaya komplo kuruyor ve hoca kadınlarla birlikteyken görüntülerini kaydediyordu. İşi şantaja döken bu elemana karşı da hoca bazı çetelerle irtibata geçiyor ve tehditlerle görüntüleri geri almaya çalışıyordu. Anlayabildiğim kadarıyla olaylar daha doğrusu iddialar böyle. Hoca tutuklandı. Suçlu ya da suçsuz olduğunu zaman gösterecek.
Tabi kamuoyuna mal olmuş ünlü bir hocanın böyle çirkin iddialarla birlikte anılması toplumda da üzüntü ve öfke meydana getirdi. Takipçileri ve sevenleri olayın gerçek olabileceğine ihtimal dahi vermiyorlar. Çeşitli komplo teorileri havada uçuşuyor. Komployu kuranlar ise Ergenekon, Fettullah Gülen Cemaati, Adnan Oktar, İsrail uzayıp gidiyor. Olayın gerçek olabileceğini düşünenler ise daha çok öfke içinde. İnsanlara dini konularda telkinler veren, zinadan ve diğer günahlardan uzak olmasını yüksek perdeden tavsiye eden bir hocanın nasıl olup da böylesi olaylara karışabileceğini sorguluyorlar. İki düşüncenin de kendi içinde mantıklı yanları var. Dediğimiz gibi zaman suçluyu suçsuzu ayıracak.
Benim Cübbeli Ahmet'le ilgili düşüncelerime gelince; Yaşam tarzı ve fikirler olarak uyuşmamız mümkün değil ama samimiyetini her zaman takdir etmiştim. Birçok cemaat gibi İslam ve Kuran'dan hoşuna giden yanları alıp hoşuna gitmeyenleri bin türlü tevillerle değiştirip yumuşatma içine girmiyor. Kitabın ortasından konuşuyor. Bazı şeylerin kendi kafasına da yatmadığını ama itaat edilmesi gerektiğini söylüyor. Elbette ki birçok açıdan sakat ve yanlış düşünce. İnsanlığın birçok kazanımını dikkate almayan bir söylem. Ama kendi içinde oldukça tutarlı olduğunu belirtmek lazım.
Cübbeli Ahmet Hoca'nın bilimle ilgili yaklaşımı da enteresan. Özellikle CERN'de yapılan ve insanlık tarihinin en önemli deneylerinden biri olan parçacık çarpıştırma testi ile ilgili aşağıdaki videoyu seyretmek lazım.
CERN hakkında Cübbeli ne diyor? from captcha on Vimeo.
Hoca burada gerçekten ilginç yaklaşımlar sergiliyor. Higgs Bozonu ya da Tanrı Parçacığı olarak adlandırılan ve halen varlığı kanıtlamasa da etkileri hissedilen ve her geçen gün keşfine yaklaşılan atom altı parçacığın bulunması için yapılan çalışmaları beyhude olarak nitelendiriyor. Daha sonra kendince bilimi ikiye ayırarak sağlıkla ilgili çalışmaları desteklediğini belirtiyor. En facia açıklamalar ise sonlara doğru geliyor. Big-bang teorisiyle yaklaşık 13.7 milyar yıl olan evrenin yaşının (onu da yanlış söylüyor ya) o kadar olamayacağını, kitapta Adem peygamberden beri 7.000 sene geçtiğini, gerisinin yanlış olduğunu (kitapta olmadığını) söylüyor.
Hoca'nın samimiyetine saygım sonsuz. Ama bilmediği bence herhangi bir fikrinin de olmadığı bu gibi konularda kelam etmemesi daha uygun olurdu.Maddenin, evrenin sırrının her geçen gün çözüldüğü ve cevaplara oldukça yaklaşılan bir zamanda bu gibi deneylerin lüzumsuz olduğunu iddia etmek en hafif tabiriyle komiktir.
Bilim adamlarına yazdığı reçete de hayli ilginç. Onlara cevapların zaten belli olduğunu, aramanın nafile olduğunu, önemli olanın dini konulardaki hassasiyet olduğunu söylüyor. Bilim adamlarının bu konulardaki görüşleri az çok bellidir. Birçoğu dinin vicdan işi olduğunu, toplumsal hayatta yeri olmadığını düşünür. Bilim insanları kanıtlarla hareket eder. Merak duygusunu kaybetmez. Zaten insanlığın teknolojik olarak bugün geldiği nokta bilim insanlarının 'Neden?' sorusunu sormaktan vazgeçmemesidir. Cevapların belli olduğunu kabul etmek demek ilerlemenin durması demektir. Kansere çare arayan bilim adamı ile Tanrı Parçacığını bulmaya çalışan bilim adamı aynı gayeyle hareket eder. Olayların sebeplerini bulma ve izah etme, bunu kanıtlarla destekleme, yapılan buluşları insanlığın hizmetine sunma...
Yaklaşık yüzyıl önce elektrik bulunduğunda da işe yaramaz bir icat gibi görünüyordu. Ya da ne işe yarayacağı belli değildi. Ama bugün elektrik olmadan neredeyse adım atamıyoruz. Bilgisayar ilk bulunduğunda birkaç bilgisayarın tüm dünyanın ihtiyacını karşılayacağını söyleyenler vardı. Ama bugün bilgisayar teknolojisi hayatımızın vazgeçilmezi. Tanrı Parçacığı belki bunların toplamından fazla bir değişiklik yapacak hayatımızda. Maddeyi anlamamıza, oluşumunu açıklamamıza imkan verecek. Tabi tüm deneylerde, tüm bilimsel çalışmalarda olduğu gibi başarısızlık ihtimali de var. Ama zaten bunlar kutsal metinler değil di mi? Eğer bir şeyler yanlışsa ve doğrusuyla değiştirilmesi gerekiyorsa bilim bunu zaten yapacaktır. Merak duygusunu, anlama ihtiyacını kaybetmeyecektir.
Bizim gibi geri kalmış, bilimde, sanatta, sporda söz sahibi olamayan ülkelerin yaptığı en kolay şey de yukarıda Hoca'nın yaptığı. Anlayamadığımız, anlamlandıramadığımız her şeyi reddediyoruz. Yaptıkları çalışmalardan (tabi onların izin verdiği ölçüde) yararlanıyoruz ama yine de yerden yere vurmaktan da vazgeçmiyoruz. Komplo teorileri artık günlük hayatımızın bir parçası. Aynı konuda sayısız teori üretebiliyoruz. Kanıtlar, objektiflik bizim ilgi alanımıza girmiyor.
Sonuç olarak Hoca'nın bir an önce aklanmasını temenni ediyorum, bilime, deneysel metoda, CERN'e olan bu anlamsız ve komik tavrından da vazgeçmesini diliyorum.
0 yorum:
Yorum Gönder