25 Aralık 2011 Pazar

Fransa boykotu ve düşündürdükleri

Fransa'nın Ermeni soykırımı iddialarını reddedenlere hapis kararı getiren yasa teklifini kabul etmesi ve kanunlaşma sürecine girmesi ülkemizi haklı olarak derinden yaraladı. Seçimlere yakın Fransa'daki ciddi Ermeni nüfusunun oyları için yapıldığı görünen bu küçük politik hamle iki ülke arasında tamiri oldukça zor bozulmalara yol açıyor ve bundan sonra da açmaya devam edecek.

Türkiye'nin davasında çok haklı olmasına rağmen kendisini uluslararası camiada iyi anlatamamaktan, Ermenilerin yıllarca geliştirdikleri inanılmaz lobi gücüyle iktidarlar üzerinde büyük etkileri olmasından dolayı bu sorun sürekli önümüze getiriliyor.

Ben bu soruna farklı bir açıdan yaklaşmak istiyorum. Fransa'nın haksız bir şekilde bu yasayı gündemine almasıyla birlikte Fransız ürünlerine ve markalarına boykot çağrıları sosyal medyada başta olmak üzere her mecrada yankılanmaya başladı. Aşağıdaki liste Fransız mallarının ya da markalarının bir listesi. Listenin objektifliğini kesin bilmiyorum ama başka birçok listeyle aşağı yukarı aynı.

- Carrefoursa
- Gima
- Championsa
- Total
- Club Med
- Bic
- Cartier
- Tefal
- Renault
- Peugeot
- Lacoste
- Citroen
- Pierre Cardin
- Michelin
- Elf
- Daniel Hechter
- Louis Vuitton
- Loreal
- Avon
- Biotherm
- Vichy
- Marie Claire
- Elle
- Alcatel
- Axa
- Güneş Sigorta
- Başak Groupama Sigorta
- TEB
- Lafarge
- Weber
- Air France
- Danone
- .....


Yukarıdaki listeyi inceleyince insanın içini hüzün kaplıyor. Fransa gibi bir ülkenin ekonomimizde bu derece yer etmesi insanı oldukça üzüyor. Listedeki ürünleri ya da markaları bir kere olsun kullanmayan Türk vatandaşı herhalde yoktur. Örneğin Renault uzun yıllar ülkemizin belli başlı otomobil markalarından. Yine Peugeot pazarda ciddi bir yere sahip. Carrefour a gitmeyenimiz azdır. Diğer marketler de pazarda belli bir ağırlığa sahip. Total de yine ciddi bir akaryakıt firması. Diğer firmaları saymak istemiyorum. Çünkü saydıkça bunların ekonomideki yerini ve ağırlığını düşündükçe insan kahroluyor.

Aynı duyguyu İsrail için yapılan boykot kampanyalarında da hissetmiştim. O kadar çok firma o kadar çok ürünüyle hayatımıza nüfuz etmişti ki bunları bir anda hayatımızdan çıkarmak im-kan-sız.

Üstelik bu firmalara ve ürünlere yapılacak boykotlar o firmalara verdikleri zarardan daha çok firmaların Türkiye'deki çalışanlarına zarar verir. Örneğin Renault fabrikasında ya da Carrefour mağazalarında çalışanların birçoğu bizim vatandaşımız. Bu yatırımların kısa vadede zarar görmesi halinde ülkemizde ciddi bir işsizlik sorunu baş gösterir. Üstelik bu firmaların açığını bizim kendi yatırımlarımızla kapatacak gücümüz olmadığı için başka bir yabancı ülkenin yatırımları güçlenir.

Bizim bu gibi boykotlar yerine ekonomimizi güçlendirmemiz ve bu ülkelerde yatırımlarımızın olması, bu ülkelerin vatandaşlarının işvereni olmamız gerekiyor. Bu gibi uygulanabilirliği sınırlı, etkisi belirsiz ve daha çok bizim vatandaşlarımıza zarar vermesi olası  boykot çağrıları yerine ekonomik ve siyasi gücümüzü artırmaya çalışmamız daha sonuç verici olur diye düşünüyorum.

Fransa'nın olası bir Türk malları boykotunun oldukça sınırlı olacağını zannediyorum. Örneğin Carrefour'a denk gelecek bir market yatırımımız Fransa'da yok. Otomobil yatırımımız da yok. Zaten uzun yıllardır Türkiye'de bulunan fabrikalardan biri de Fransız menşeli. Diğer sigorta, bankacılık gibi ürünlerde de Fransa'da yokuz. Sonuç olarak onlar bizim ticaretimizden oldukça ciddi pay alırken, bizim onların ticaretinde pek yerimiz yok.

Son söz: Sözünüzün dinlenmesi için ekonomik ve siyasi gücünüzün olması gerekiyor. Dünya haklıların değil güçlülerin dünyası.

0 yorum: