Milletvekillerinin kendilerine yaptığı haksız zammı duymayan kalmamıştır. Kanunda yer alan bir maddeyi değiştirme konusunda tüm partiler anlaşarak emekli milletvekili maaşlarının yaklaşık 7.700 liraya çıkarılmasını kararlaştırdılar. Kanun çıkana kadar pek kimsenin haberi olmamıştı. Zaten vekillerimiz sağolsun kendi özlük haklarıyla ilgili konuları neredeyse tartışmasız Meclis'ten geçiriveriyorlar.
Kamuoyu konuyu öğrendikten sonra haklı olarak tepkiler yükseldi. Aynı günlerde asgari ücrete % 5-6'lık zamların yapılması, emekli maaşlarındaki artışların son derece sınırlı olması, İntibak Yasası'nın hala uygulanmaması tüm kesimlerin tepkilerini siyaset kurumuna yöneltmesine neden oldu.
Tepkileri yatıştırmak adına siyaset kurumu en iyi bildiği işi yapmaya başladı: Laf cambazlığı, karşılıklı suçlamalar.. İktidar partisi diğer partilerin de bunu kabul ettiğini, kamuoyunda oluşan tepkiler üzerine muhalefetin tavır değiştirdiğini ileri sürdü. Muhalefetten buna cılız itirazlar geldi. Konunun zaman içinde gürültü patırtı arasında kaynayacağını düşünüyor olmalılar. Maalesef büyük oranda haklılar. Çok değişken bir gündeme sahip olan ve halkın çoğunluğunun ciddi muhakemeler yerine anlık olaylara tepkilerle siyasi duruşunu belirlediği ülkemizde bu konu bir süre sonra unutulur.
Benim bu konudaki görüş ve eleştirilerime gelince:
1- Milletvekillerinin yaptıkları iş ve bağımsız hareket edebilmeleri için nispeten yüksek maaş almaları kabul edilebilir. Ama bu ortalama milletvekili eğitimi ve yaşındaki birinin serbest piyasada alabileceğinden çok fazla olmamalıdır.
2- Milletvekili olmak emeklilikte bir avantaj sağlamamalıdır. Nasıl ki millet - yani normal insanlar - uzun süreler çalışıp ciddi primler ödedikten sonra zar zor emekli olabilip düşük maaşlara razı olmak zorundaysa milletin çektiklerini vekili de çekmelidir. Milletin rahatladığı gün vekili de rahatlamalıdır.
3- Ak Parti'nin konuyla ilgili savunmaları neredeyse tamamen geçersizdir. Diğer partileri suçlamak, onların da aynı görüşte olduklarını söylemek iktidar partisini temize çıkarmaz. Aksine bu konudaki istekleri önlemek iktidar partisinin hele bu söylemlerle iktidara gelmiş partinin görevidir.
4- CHP'den yapılan tutarsız açıklamalar vahimdir. Eğer bir istekleri varsa arkasında durmaları gerekir. Önce itiraz etmeyip şimdi iktidarı suçlamaları kabul edilemez.
5- Diğer muhalefet partilerinin de konu kamuoyunun gündemine gelmeden sessizce bekleyip sonra eleştirel açıklamalar yapması inandırıcı olmamaktadır.
6- Konuyu savunan Başbakan Tayyip Erdoğan ciddi bir siyasi risk almaktadır. Abdullah Gül yasayı kısmen de olsa veto ederek siyasi prim yapmıştır. Veto edilen yasanın tekrar aynen gönderilmesi halinde siyasetin dip dalgalarında hareketlenmeler başlayacaktır.
7- Konuyu savunma adına diğer kamu görevlilerinin yüksek maaşlarını öne sürmek iki açıdan oldukça yersizdir. İlk olarak o görevlilerin sınırlı bir süreyle değil tüm hayatları boyunca görev yaptıkları ve maaşlarının ve primlerinin de ona göre olduğu gerçeğidir. İkinci ve daha etkili olanı ise bir haksızlık varsa buna ortak olmak değil bu haksızlığı düzeltmek gerekir. Hele 10 senedir iktidarda olan bir partinin bu haksızlıktan kendine pay çıkarması değil bu haksızlığı millet lehine düzeltmesi beklenir.
8- Yine konuyu savunmak adına milletvekillerinin sürekli ziyaretçilerinin olduğu, bunları ağırlamaları gerektiğinden dem vurulur. Anlayamadığım nokta neden milletvekili birilerini ağırlamak zorunda? Eğer siyaseten destek için ağırlıyorsa neden onun bedelini maaşına yansıtmak ve dolayısıyla tüm millete ödetmek ister? Konuklarını ağırlamayan milletvekili tekrar seçilemiyorsa ve bu yüzden giderlerin yükseldiği söyleniyorsa biz vekillerimize yüksek maaş vererek onların tekrar seçilmesini garanti altına almak zorunda mıyız?
Sonuç olarak milletvekillerinin kendi lehlerine ve milletin aleyhine yaptığı bu hareket milleti yaralamıştır. Cumhurbaşkanı'nın vetosuyla bunu kısmen de olsa tamir etme imkanı doğmuştur. Bu ayıbı düzeltmeleri beklenmektedir.
0 yorum:
Yorum Gönder