Gerçekten ilginç bir ülkede yaşıyoruz. Geçenlerde Uludere'de yaşanan sivil ölümlerini duymuşsunuzdur. Bu olay üzerine aklıma gelen çeşitli düşünceleri ilk günlerde yazmayı uygun görmemiştim. İnsanların henüz acılarının taze olduğu günlerde yanlışlarını dile getirmek uygun değildi.
Şimdi ise olay biraz daha soğuduğu için aklıma takılan soruları dile getirebilirim:
Olayla ilgili tartışmalar bombalanan ve hayatını kaybeden vatandaşların kaçakçı olduklarının nasıl tespit edilemeyip terörist zannedilerek bombalanması üzerine yoğunlaşmış durumda. Kaçakçılık yapan vatandaşların kaçağa çıkmadan önce jandarmaya haber verdiklerini, bu sefer ise vermediklerini vs. söylüyor devlet yetkilileri.
Açıklama başlı başına vahim.
Koskoca bir devlet sınıra yakın yaşayan bazı vatandaşlarına kaçakçılık için müsaade ettiğini kendi ağzıyla itiraf ediyor. Ama ülkenin büyük kısmında ise böyle bir şeyi dile getirmek dahi hapsi boylamanıza sebep olabilir.
Sorularımızı sıralayalım:
1- Ben de Türkiye Cumhuriyeti'nin bir vatandaşı olarak başka ülkelere gidip kaçak eşyalar getirip Türkiye'de vergisiz olarak satabilir miyim?
2- Böyle bir düşüncemi dile getirirsem suçlu olarak addedilir miyim?
3- Eğer ben böyle bir olaya kalkışamayacaksam hatta dile getiremeyeceksem Uludere'de oturan vatandaşlarla aramda ne gibi bir fark vardır?
4- Kaçakçılıktan devletin haberi olduğuna göre bu gelirlerden herhangi bir vergi alınmakta mıdır?
5- Ben de artık vergi ödemekten imtina edebilir miyim?
Soruları çoğaltmak mümkün. Ama aslında hepsinin cevabı belli. Adaletsiz bir ülkede rastgele yaşıyoruz. Demokratik, tüm yurttaşların eşit hak ve ödevlere sahip olacağı bir ülkede yaşamak henüz bir hayal..
0 yorum:
Yorum Gönder