Astronomi alanında yeni keşifler baş döndürücü bir hızla ilerliyor. Özellikle Hubble ve Kepler ve benzeri uzay teleskoplarının son yıllarda uzayın çok uzak derinliklerinden bize ulaştırdığı bilgiler gerçekten de etkileyici. Kepler teleskobunun bulduğu dünya benzeri gezegenler, ESO'nun VLT'sinin (Çok Büyük Teleskop) keşifleri uzayda yaşam olabilecek çok sayıda noktayı bize işaret ediyor.
Son bulunan gezegenin kod adı GJ 667Cc. Dünyadan yaklaşık 22 ışık yılı uzaklıkta bulunan gezegen yıldızından yayılan ışıkları alabilmesi, kayalık bir zemine sahip olma ihtimali, atmosferinin nemli olma ihtimali gibi sebeplerle yüzeyinde sıvı halde su olabileceğini düşündürüyor. Yüzeyinde sıvı halde su bulunan gezegenin yaşam için oldukça olumlu bir ortam oluşturacağını söylemeye sanırım gerek yok.
Yine de uzayda yaşam bulunması (ya da bunun kanıtlanması) oldukça uzun bir süre alacak gibi duruyor. 22 Işık Yılı 220 trilyon kilometrelik bir mesafeyi ifade ediyor. Yani şu an için ulaşması imkansız bir mesafeyi. İnsanlığın Güneş Sistemi'nin dışına çıkabilmeyi henüz başarmak üzere olduğu göz önüne alındığında bu mesafeler çok ama çok uzak. Voyager uzay aracı 20 yıldan fazla süren yolculuğunda dünyadan yaklaşık 17-18 milyar kilometre mesafede. Hele insanlı yolculukların henüz ay mesafesini aşamadığını düşündüğümüzde alınacak çok yol var.
Yine de gelişmeler umut verici. Hem Güneş Sistemi içerisinde, hem de derin uzayda yapılan çalışmalar bu yüzyılda uzayda yaşamın bulunabileceğini düşündürtüyor.
0 yorum:
Yorum Gönder